Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Borçlar Hukuku Genel Hükümler Bütünleme Soruları 2012

0
3716

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Borçlar Hukuku Genel Hükümler Bütünleme Soruları 2012

 

 

(2/B SINIFI)
(Sınav Süresi: 120 Dakika)

SORU I: Sami, Murat ve Harun, babalarından miras kalan Ankara/Gölbaşı’nda yol kenarında bulunan arsa üzerinde bir benzin istasyonu yaptırmaya karar verir ve 1 Şubat 2011 tarihinde müteahhit Taşansu ile 300.000 TL’ye anlaşırlar. Taraflar arasındaki anlaşmaya göre Taşansu, benzinliğin inşasını 1 Temmuz 2011 
tarihinde anahtar teslimi olarak tamamlayacak; işin bedeli ise arsa sahipleri tarafından 15 Temmuz 2011 tarihinde ödenecektir.

Benzinliğin inşa edileceği arsa Ankara’nın büyük üniversitelerinden birinin eğitim tesislerinin bitişiğinde bulunmaktadır. Sami, Murat ve Harun, 2011 Nisan ayında yaptıkları küçük bir araştırma sonucunda, bu nedenle işletme ruhsatı almalarının neredeyse imkânsız olduğunu öğrenir. Bunun üzerine Harun, fakülte yıllarından tanıdığı ve iş takipçiliği yoluyla servetine servet katan Furkan’ı arar. Üç kardeş, 
Furkan ile bir araya gelir. Furkan, kendinden son derece emin bir tonla bu güne kadar olmaz denilen hangi işleri hallettiğini uzun uzun anlattıktan ve tanıdıklarını devreye sokarak işletme ruhsatı almasının kendisi için çocuk oyuncağı olduğu konusunda onları ikna ettikten sonra, bu iş karşılığında 50. 000 TL talep eder. Çaresiz durumdaki Sami, Murat ve Harun 50.000 TL’yi 28 Nisan 2011 tarihinde Furkan’a öderler.

Taşansu, benzinlik inşaatını tamamlayıp sözleşmeye uygun bir şekilde 1 Temmuz 2011 tarihinde teslim etmiştir. Ancak Sami, Murat ve Harun 15 Temmuz tarihinde ödemeleri gereken 300.000 TL’yi denkleştirememiştir. 1 Ağustos 2011 tarihinde kardeşlerden ikna kabiliyetine güvenen Sami, Taşansu’ya giderek ödemeleri gereken iş bedelinin ancak yarısını temin edebildiklerini ve bu parayı ödemeye hazır olduklarını, geriye kalan diğer yarısı için kendilerine süre tanımasını talep eder. Taşansu bu teklifi şiddetle 
reddeder. Taşansu’yu yatıştırmak isteyen Sami, borcun tamamını en kısa sürede ödeyeceklerini ve ödemede geciktikleri her ay için 10.000 TL cezai şart ödemeyi 1 Ağustos 2011 tarihinde yazılı olarak taahhüt eder. Taşansu’nun baskısından en azından şimdilik kurtulduğunu düşünen kardeşler, bir an önce ruhsatı alıp işe koyulmayı ve elde edecekleri kazançla borçlarını ödemeyi planlarlar. Ancak Furkan değişik bahaneler ileri sürerek onları oyalamaya devam etmiştir.

Bu arada Ankara’nın tanınmış ailelerinden birinin kızı olan Büklümsu, tatile giderken, benzin almak için tabelasını gördüğü söz konusu benzinliğe uğrar. Benzinlikte çalışan görevlilerden işletmenin henüz faaliyete geçmediğini duyunca, bunun sebebini öğrenmek için aracından iner. Tam bu esnada ülkemiz ortalamasının epey altında olan boyunu daha uzun göstermek için bir parça abarttığı yüksek topuklu ayakkabısıyla aracın önünde yerde dağınık bir şekilde duran pompa hortumlarından birine takılarak düşer ve kaburgalarını kırar. Büklümsü tedavi masrafları için 4.000 TL ödemek zorunda kalmıştır.

1) Sami, Murat ve Harun’un Furkan ile yaptığı sözleşme geçerli midir? Kardeşler, Furkan’a ödedikleri 50.000 TL’nin iadesini talep edebilir mi? Bu soruna ilişkin olarak doktrin ve içtihatlarda ileri sürülen görüşleri de aktararak BK ve TBK açısından ayrı ayrı değerlendiriniz. (15 p.).

Kardeşler ile Furkan arasındaki anlaşma rüşvet anlaşması olup ahlaka aykırılık nedeniyle batıldır. (3 p.). Borçlar Kanununa göre hukuka ve ahlaka aykırı bir sonucun gerçekleşmesi için verilen edimlerin iadesi talep edilemez. Modern öğreti ve 2008 tarihinde verdiği bir kararından beri İsviçre Federal Mahkemesi, bu iade yasağının sadece hukuka veya ahlaka aykırı bir davranışı teşvik veya ödüllendirmek için yerine getirilmiş edimler (Gaunerlohn) bakımından söz konusu olduğunu kabul etmektedir. (8 p).

Türk Borçlar Kanununda (m.81) aynı iade yasağı muhafaza edilmekle beraber, eklenen yeni bir hükümle, hakimin bu edimin devlete mal edilmesine karar verebileceği düzenlenmiştir. (4 p.).

2) Taşansu, iş bedelinin yarısının ödenmesi talebini reddetmekte haklı mıdır? Gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).

Borcun varlık ve miktarı üzerinde ihtilaf yok ve tamamı muaccel ise alacaklı kısmen yapılan ifayı kabul etmek zorunda değildir (BK.m.68;TBK.m.84). Olayda her iki şart da gerçekleşmiş olduğundan Taşansu, kısmen yapılan ödemeyi reddedebilir ve iş bedelinin tamamı bakımından borçluları temerrüde düşürebilir.

3) Olaydaki cezai şartın türünü de belirterek, Sami’nin cezai şart ödeme taahhüdünün Murat ve Harun’u bağlayıp bağlamayacağını gerekçeli olarak açıklayınız (10 p.).

Borçlar Kanununa göre borcun kararlaştırılan yerde veya zamanda ifa edilmemesi hali için kararlaştırılan cezai şart “ifaya eklenen cezai şart” (kümülatif cezai şart) niteliği taşır. Bu durumda alacaklı hem ifayı, hem cezai şartı talep edebilir. (3 p.).

Sami, Murat ve Harun arasında müteselsil borçluluk durumu söz konusudur. Müteselsil borçlulukta borçlulardan biri kendi davranışıyla diğerlerinin durumunu ağırlaştıramaz. Sami’nin cezai şartı ödeme taahhüdü Murat ve Harun’nun durumunu ağırlaştıran bir davranış olup, onları bağlamayacaktır.(7 p.)

4) Sami, Murat ve Harun’un Taşansu’ya olan borcu hangi tarihte zamanaşımına uğrar? Zamanaşımının dolacağı tarihin borçluların tamamı bakımından aynı tarih olup olmadığını da belirterek, gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).

1 Ağustos 2011 tarihinde Sami’nin Taşansu’ya geciktikleri her ay için 10.000 TL cezai şart ödemeyi yazılı olarak taahhüt etmesi, borcun tanınması (ikrar edilmesi) olup zamanaşımını kesen bir durumdur. (3p.)

Müteselsil borçluluk durumunda zamanaşımının borçlulardan biri için kesilmesi, bu borcun tanınması suretiyle olsa dahi, diğer borçlular için de zamanaşımını kesecektir. (3 p.).

Olayda olduğu gibi borç bir senetle ikrar edilmiş ise, kesilen süre ne olursa olsun, kesilmeden sonra işleyecek yeni süre on yıl olacaktır. Dolayısıyla zamanaşımı tüm müteselsil borçlular bakımından aynı tarihte, somut olayda 01 Ağustos 2021 tarihinde gerçekleşecektir. (4 p.).

5) Büklümsu 4.000 TL tutarındaki tedavi masraflarını kimlerden hangi hukuki gerekçeye dayanarak talep edebilir? Sorumluluğun şartlarını ve sorumluların sorumluluktan kurtulma imkânının mevcut olup olmadığını gerekçeli olarak açıklayınız (15 p.).

Olayda bina ve diğer inşa eseri maliklerinin sorumluluğu söz konusudur. Bu sorumluluğun şartları şunlardır:
a) Bir bina veya diğer inşa eseri söz konusu olmalıdır: BK.m.58 anlamında inşa eserinden söz edebilmek için iki unsurun bulunması gerekir: İlk olarak, eserin sabit, yani doğrudan doğruya veya dolaylı olarak arza (toprağa) bağlı olması gerekir. İkinci olarak ise, yapay, yani insan eliyle meydana getirilmiş bir eserin mevcut olması gerekir. Olayda bu iki şart da gerçekleşmiştir. (3 p.)

b) İnşa eserinin yapımında bozukluk veya bakımında noksanlık bulunması, yani eserin ayıplı olması gerekir: Eser öngörülen kullanım amacı bakımından insanlar veya şeyler bakımından tehlike yaratıyorsa bu anlamda ayıplıdır. Olayda Büklümsu söz konusu eserden (benzinlikten) öngörülen kullanım amacı çerçevesinde yararlanırken yere dağınık bir şekilde bırakılmış hortumlar nedeniyle düşerek bir zarara uğramıştır. Dolayısıyla bu şart da gerçekleşmiştir. (5 p.).

c) Eserin yapımındaki bozukluk veya bakımındaki noksanlık ile meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Olayda eserin ayıplı olması ile Büklümsu’nun yaralanması arasında uygun illiyet bağı bulunmaktadır. (3 p).

Sorumluluğun şartları gerçekleştiği için malik sıfatını taşıyan Sami, Murat ve Harun, Büklümsu’nun yaralanmasından sorumlu olacaktır

Bina ve inşa eseri maliklerinin sorumluluğu, kurtuluş kanıtı getirilemeyen, ağırlaştırılmış sebep sorumluluğudur. Sorumlu sadece illiyet bağının (mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü şahsın ağır kusuru nedeniyle) kesildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. (4 p). Büklümsu’nun yüksek topuklu 
ayakkabı giymesi illiyet bağını kesecek boyutta bir birlikte kusur olarak nitelendirilemez. Bu husus sadece bir tazminattan indirim sebebi olarak göz önünde bulundurulur.

NOT: olayda tehlike sorumluluğundan söz edilemez; zira zarar benzinliğe özgü bir riskten 
(karakteristik riziko) kaynaklanmamaktadır.

SORU II: Otuz yaşını doldurmuş olmasına rağmen doktora tezini tamamlayamadığı için askerliğini henüz yapmamış olan araştırma görevlisi Sabri, bedelli askerlik yasasının çıkması ile birlikte derin bir nefes alır. Bedelli askerlik ücreti olan 30.000 TL’yi, hocası Sedat’tan ödünç alıp derhal yatırarak bu imkândan yararlanır. Aradan birkaç ay geçmesine rağmen hocasından aldığı borcu bir türlü ödeyemeyen Sabri, 2011 
model Volkswagen Tiguan marka aracını satılığa çıkarmak zorunda kalır.

Aracın satılık olduğunu öğrenen Sabri’nin yakın arkadaşı Gülendam, uzun pazarlıklar sonucu aracı satın alır. Taraflar arasında 10 Haziran 2012 tarihinde yapılan satım sözleşmesine göre, Sabri aracı 10 Temmuz 2012 tarihinde teslim edecek, Gülendam ise 50.000 TL tutarındaki satış bedelini 15 Temmuz 2012 tarihinde ödeyecektir. Sabri 11 Haziran 2012’de, Gülendam’dan olan satım bedeli alacağının 30.000 TL tutarındaki 
kısmını yazılı olarak Sedat’a temlik eder.

Sabri ile samimi bir ilişki içinde bulunan Sedat, 2012 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı izlemek için son teknoloji geniş ekran bir televizyon satın almıştır. Sedat futbola düşkünlüğünü bildiği Sabri’yi, 3 Temmuz 2012 tarihinde oynanan «İtalya-İspanya» finalini birlikte izlemek üzere evine davet eder. Nerdeyse her konuda benzer fikirlere sahip olan Sedat ve Sabri, maçı kimin kazanacağı konusunda, gitgide inatlaşmaya dönüşen bir tartışmaya girişirler. Sabri maçı kesin olarak İspanya’nın kazanacağını ileri sürerken, Sedat “Süper Mario”nun son maçlarındaki performasına vurgu yaparak İtalya’nın kazanacağından emin olduğunu söyler. Her iki taraf da geri adım atmaz ve 10.000 TL tutarında bahse girerler. Maç, «4-0» İspanya’nın galibiyeti ile sonuçlanır.

10 Temmuz 2012 tarihine gelindiğinde Gülendam büyük bir heyecanla aracı teslim almak için Sabri ile temas kurar. Ancak Sabri yeni tanıştığı kız arkadaşı ile ailesinin yazlığına gideceğini ve Ekim’den önce aracı teslim etmesinin kesinlikle mümkün olmadığını söyler. Bunun üzerine Gülendam sözleşmeden dönme hakkını kullandığını ve bir daha yüzünü görmek istemediğini Sabri’ye bildirir. Gülendam henüz Sabri’ye olan 
kızgınlığını üzerinden atamamışken 15 Temmuz 2012 tarihinde Sedat’ın 30.000 TL’nin ödenmesi talebiyle karşılaşınca iyice çıldırır. Gülendam her hangi bir borcu olmadığını, dolayısıyla ödeme yapmayacağını sert sözlerle Sedat’a bildirir.

Sedat ile Sabri arasında 30.000 TL’nin ödenmemesi yüzünden çıkan ihtilaf kısa zamanda fakülte dekanı Haşmet’in kulağına gider. Durumdan son derece rahatsız olan Haşmet, Sedat’ı arayarak Sabri’nin üstüne fazla gitmemesini, borcu kendisinin ödeyeceğini bildirir; Sedat herhangi bir cevap vermez ve telefonu kapatır. Sabri’nin babası da durumdan haberdar olur ve ertesi gün Sedat’ı arayarak oğlunun borcunu kendisinin ödeyeceğini bildirir.

1) Gülendam’ın Sabri’ye karşı sözleşmeden dönme hakkını kullanması geçerli midir? Bu hakkın kullanılması için gerekli şartlar somut olayda gerçekleşmiş midir? Gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).

Gülendam’ın dönme hakkını kullanmasının geçerli olabilmesi için önce Sabri’nin temerrüte düşmesi, daha sonra da Gülendam’ın dönme hakkının kullanılması için gerekli formaliteleri yerine getirmiş olması gerekir.

Taraflar arasındaki sözleşmeye göre Sabri 10 Temmuz tarihinde otomobili teslim edecektir. Olayda BK.m.101/II;TBK.m.117/II) anlamında belirli bir vade kararlaştırılmıştır. Sabri, bu tarihte ifada bulunmadığı takdirde ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşecektir. (3 p.).

Gülendam’ın sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesi için kural olarak ek süre vermesi ve ek sürenin sonunda aynen ifadan vazgeçtiğini gecikmeksizin borçluya bildirmesi gerekir. Bu hususların az da olsa teferruatlı bir şekilde izah edilmesi gerekmektedir (4 p.).

Bazı istisnai durumlarda ek süre tayinine gerek yoktur. Bunlardan birini de borçlunun hal ve davranışlarından ek süre verilmesinin anlamsız olacağının anlaşıldığı durumlar oluşturur. Somut olayda bu istisnai durum söz konudur; zira Sabri Ekim’den önce aracı teslim etmesinin kesinlikle mümkün olmadığını söylemiştir. (3 p.).

2) Gülendam yeni alacaklı Sedat’a ödemeden kaçınabilir mi? Gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).
BK.m.167 (TBK.m.188) hükmüne göre, borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunma imkânlarını, devralana karşı da ileri sürebilir. (5 p.).

Borçlu sadece temliki öğrendiği anda tam olarak doğmuş savunma imkânlarını değil ayrıca daha sonra ortaya çıksa bile temelleri temliki öğrendiği anda mevcut olan itiraz ve defileri de ileri sürebilir.

İhtilaf konusu somut olayda Gülendam sözleşmeden döndüğü takdirde satım bedelini ödeme borcundan kurtulur ve bu durumu yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilir. Gerçi dönme hakkı temlik işleminden sonra kullanılmış olacaktır; ancak dönmenin temeli, temliki öğrendiği anda mevcuttur. (5 p.).

3) Sabri 10.000 TL tutarındaki bahis alacağını Sedat’a olan borcuyla takas edebilir mi? Gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).

Olayda takas hakkının kullanılmasının şartlarının (1- karşılıklı alacaklılık; 2-alacakların aynı türden olması ve 3- takas alacağının icra edilebilir bir alacak olması) gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerekir.

Olayda ilk iki şart gerçekleşmiş olmasına rağmen üçüncü şart gerçekleşmemiştir. Çünkü, takas alacağının icra edilebilir bir alacak niteliği taşıyabilmesi için bu alacağın dava edilebilir, herhangi bir defiye muhatap olmayan ve muaccel bir alacak olması gerekir. Olayda takas alacağı, yani Sabri’nin Sedat’tan olan alacağı bir bahis alacağı olup dava edilemeyen bir alacak niteliği taşır. Dolayısıyla Sabri takas hakkını kullanamayacaktır.

4) Sedat, Sabri’nin 30.000 TL tutarındaki borcunu Haşmet’ten talep edebilir mi? Gerekçeli olarak açıklayınız. (10 p.).

Haşmet’in Sedat’ı arayarak Sabri’nin borcunu kendisinin ödeyeceğini bildirmesi borcun dış yüklenilmesi sözleşmesinin yapılmasına ilişkin bir icap niteliği taşır. Sedat bu icabı henüz kabul etmeden bu kez Sabri’nin babası Sedat’a yeni bir icapta bulunmuştur. BK.m.175 (TBK.m.197) 
hükmüne göre, borcun üstlenilmesine ilişkin icap alacaklı tarafından henüz kabul edilmeden önce, ikinci bir şahıs tarafından alacaklıya icapta bulunulursa, ilk icapta bulunan icabı ile bağlı olmaktan kurtulur. Olayda Sabri’nin babasının icapta bulunması üzerine Haşmet’in ilk icabı ile bağlılığı ortadan kalkar. Bu nedenle Sedat, borcu Haşmetten talep edemeyecektir.


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
İsim