İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Bölüm Tanıtımı

0
202

193 yıllık koca bir çınardan bahsetmek, her şeyini anlatmak ve doktor olmayı yıllardır hayal eden arkadaşlarımızın akıllarındaki sorulara cevap verebilmek için bir yazı kaleme almak istedik. Çoğu anne ve babanın hayalidir evladının doktor olması. Beyaz önlük giyip hastalara şifa dağıtıcılar, Türk halkı arasında hep saygın birileri olarak görüldü çoğunlukla.

Mekteb-i Tıbbiye’yi Şahane, 1827 yılında Sultan 2.Mahmud döneminde kuruldu. 1933’te ise Gazi Mustafa Kemal tarafından İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi olarak isim değişikliği yaşamıştır. Türkiye’nin en köklü tıp fakültesi olarak kapanmadan her türlü olumsuz şartlar altında bile eğitim-öğretime devam etmiştir. Osmanlı Devleti ve Yeni Türkiye Devleti’nin modern tıp eğitiminin dünyaya açılan kapısıdır. Şimdiye kadar binlerce hekim ve bilim insanı yetiştirmiş ve insanlığın sağlık sorunlarına çözüm aramıştır. Fakültemiz Avrupa yakasında bulunan Fatih ilçesinin Çapa mahallesinde yer aldığı için çoğunlukla Çapa Tıp Fakültesi olarak anılır. 

Tıp fakültesi taban puanları için bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Çapa (İstanbul) Tıp Fakültesi Eğitimine Hangi Kampüste Devam Etmektedir?

Büyük bir arazi içerisinde hem hastane binamız hem de amfilerimizin yer aldığı morfoloji binamız yer almaktadır. Ortada kocaman bir meydan ve öğrenci yemekhanesi, kantin, kafeterya bulunmaktadır. 6 yıllık koca bir serüveni bu amfilerde ve hastanede geçiriyoruz. 

İstanbul Tıp Fakültesi kampüsünün geçmişte yapılan asılsız iddialara göre başka yere taşınacağı gibi söylentiler gerçeği yansıtmıyor. Binamıza ek olarak daha fazla bilimsel çalışmaların yapılması için bir tesis kurulması hedeflenmiştir ama bu proje henüz hayata geçirilememiştir. 

Kampüste 43 farklı alanda faaliyet gösteren öğrenci kulüpleri bulunmaktadır. Bunların her biri genç, dinamik ve bilimsel veriler ışığında özgürce hareket eden topluluklar olarak oldukça aktif çalışmalar yapmaktadır. Yani sanılanın aksine tıp fakültesi öğrencileri olarak bizler sabahtan akşama kadar sadece ders çalışmıyoruz. Çeşitli sosyal imkanları kullanarak daha iyi bir hekim olma yolunda ilerlemeye gayret gösteriyoruz. 

Kampüs içerisinde yurtlar bulunmakta ve şehir dışı ya da yurt dışından gelen öğrenciler için barınma imkanı yer almaktadır. Ayrıca hastane yemekhanesinde günde 3 öğün öğrenci kartlarımızla uygun fiyatlara yemek yeme fırsatı da oldukça iyi. 

Fakülde çok köklü olduğu için binamız da buram buram tarih kokuyor. Amfilerde ders görmeye giderken hastane binamızın da yakın olması bize daha birinci sınıftan hekim olmayı iliklerimize kadar hissetmemize vesile olmuştur. Eski bir yapı evet ama kesinlikle köhne ve kendini sınırlayan bir anlayışa sahip değil. Tarihi dokusu korunarak içerisinde her türlü laboratuvarı ve bilimsel çalışma merkezlerini barındırmaktadır. Bizler de hekim olma yolunda ilerleyen bireyler olarak hastaya daha fazla faydalı olabilmek için elimizden geldiğince gayret gösteriyoruz. 

Tıp Fakültesinde Hangi Dersleri Alıyoruz? Kadavra Var Mı?

Üniversite sınavını kazanıp tıp fakültesine yerleştikten sonra uzun bir maceranın sizi beklediğini söylemek istiyorum. Uzun soluklu bir süreç elbette. O yüzden ben Çapa Tıp Fakültesi 5.sınıf öğrencisi olarak tıp kazanan ve konuşma fırsatı bulduğum her arkadaşıma tatilini de yap öyle gel diyorum. Çünkü gerçekten tıp okumak, doktor olmayı yürekten isteyen kişiler hariç tam bir işkence haline dönüyor. Uykusuz geceler, gidilemeyen davetler, kaçırılan doğum günleri gibi durumları göz önüne almanız gerekiyor tıp tercihinde bulunmadan önce.

Tıp fakültesi birinci sınıftan itibaren temel bilimler olarak adlandırılan Anatomi, Fizyoloji, Biyokimya, Histoloji, Mikrobiyoloji, Tıbbi Etik, Tıbbi Biyoloji gibi dersleri alıyoruz. Birinci ve ikinci sınıfta Anatomi derslerimizi daha iyi kavrayabilmek adına kadavra eğitimlerimiz elbette oluyor. Hatta Anatomi’de zilli sınav da denilen pratik sınavları çoğunlukla zarar vermeden bu kadavralar üzerinden veriyoruz. 

İkinci sınıfa geçince bu temel bilimler dersinin yanısıra klinik bilimlerden Dahiliye, Pediatri gibi derslerin teorik bilgilerini öğreniyoruz. Hastane ile içiçe olduğumuz için pratik yapma imkanımız her zaman var. Üçüncü sınıfta ise temel ve klinik bilimlerin ortak ağırlıkta olduğu derslere çalışıyoruz. 

Pratiklerimiz diğer çoğu fakültenin aksine üçüncü sınıfta başlıyor. Dahiliye ve Pediatri gibi klinik bilimlerin haftada belli sayıda teorik dersleri oluyor ve oldukça zevkli geçiyor. Gerçek hasta ve hastalıklarla karşılaşmak ve o ana kadar öğrendiğin temel bilimler bilgilerini kullanabiliyor olmak gerçekten heyecan verici.

Dördüncü sınıfa geçince artık stajyer doktor ünvanı elde ediyoruz. Staj sayısının fazlalığı ve amfi, hastane arasında mekik dokumak bizi zaman zaman yorsa da asıl amacımıza odaklanıp daha fazla çalışmak için uğraşıyoruz. Büyük stajlar olarak adlandırılan Dahiliye, Pediatri, Kadın Doğum ve Genel Cerrahi gibi branşların yer aldığı 4.sınıf gerçekten pratikle teoriğin kaynaştığı zor ama eğlenceli bir zaman dilimi.

Beşinci sınıfta kıdemli stajyer doktor olmanın verdiği bir özgüven bence herkeste vardır. Çünkü artık doktor olmaya sayılı aylar kaldı ve hayallerin gerçekleşeceği anlar çok yakında. Bu sınıfta staj sayımız dörde göre daha fazla. Staj süreleri kısa ama sayıları oldukça yüksek. Zaten tıp fakültelerinde üst sınıf her zaman bir alt sınıfı aratır. İşte “Dörde geçsen rahatlarsın”, “İntern olunca çok rahat edeceksin.” gibi klişe laflar maalesef gerçeği yansıtmıyor. Bir üst sınıfa geçince rahatlama vs olmuyor. Daha çok çalışıyorsun ve daha fazla hedefine yaklaşıyorsun.

Son sınıf artık intern doktor oluyoruz. İntern doktor demek sahaya çıkıp hekimlik mesleğini icra etmeden önce son yokuş. Yoğun pratik eğitimlerin yapıldığı servis, poliklinik, yoğun bakım ve ameliyathane arasında adeta mekik dokuduğumuz zaman dilimi. Doktor olmaya başladığımızı hissettiğimiz bir sınıf oluyor genelde ve 12 ay boyunca hastanede çalışmamız gerekiyor mezun olabilmek için. Çeşitli klinik ve cerrahi bilimlerde belli sürelerde bulunarak oradaki yapılan işlemleri, acil durumları ve hasta ile nasıl diyaloğa geçileceğini net bir şekilde görme imkanı elde ediyoruz. 

İlk 3 Sınıf Sınav Sistemi Nasıl? Sınıfta Kalma Durumları Oluyor mu?

Preklinik olarak adlandırılan ancak Çapa Tıp Fakültesinde pratiklerin 2.sınıfta bile yapıldığını göz önüne alırsak ilk 3 sınıfta sınavlar entegre tıp eğitiminin gerektirdiği komite usulü yapılıyor. Ortalama 1.5 aylık periyotlarda örneğin dolaşım sistemine ait gerekli bilgileri öğrenip süreç sonunda komite sınavına giriyoruz. Sene sonunda ise final sınavı oluyor. Komite ve final sınavları test olarak yapılıyor. Çoktan seçmeli soruları çözüyoruz. Ancak Anatomi, Patoloji gibi pratik olarak yoğun derslerden ve üçüncü sınıfta bazı klinik bilimler derslerinden pratik sınavlara giriyoruz. Sınıfı geçmek için final ve komite ortalamasının 60 ve üzerinde olması lazım. Aksi halde sınıf tekrarı yapılıyor. Tıp fakültelerinde genelde alttan ders alma gibi bir durum yok. Alttan sene alıyorsunuz. Yani tüm seneyi tekrar ediyorsunuz. 

Stajyer Doktor Olduktan Sonra (4. Ve 5. Sınıfta) Sınavlar Nasıl Gerçekleşiyor?

Dördüncü ve beşinci sınıflarda komite usulünün yerine staj sınavları oluyoruz. Her staj bittikten sonra sözlü ve yazılı sınavları oluyor. Sözlü sınavlarda jürilerden oluşan hocalarımızın karşısında adeta litrelerce sıvı kaybediyoruz. Yazılı sınavlar ise genelde test usulünde gerçekleşiyor. Sözlü sınavlar gerçekten komitelerden çok farklı. Eğer ilk 3 seneyi ortalama bir öğrenci olarak geçirdiyseniz kesinlikle staj zamanlarında oldukça zorlanacaksınız. Pratik zamanlarında hızlı düşünme yeteneği kazanmak için temel bilimler zeminimizin çok iyi seviyede olması lazım. 

Sözlü Sınavlarda Neler Yaşıyoruz?

Hocalarla karşılıklı olarak gerçekleşen sözlü sınavlar gerçekten ahirette sırat köprüsünden geçmek gibi bir şey. Belki mübalağa yapıyorum ama çok sancılı bir süreç sözlü sınavlara hazırlık aşaması. Stajın başlangıcından sonuna kadar sürekli dersleri takip etmek gerekiyor ve o ana kadar öğrenilen her bilgi hocalar tarafından sınav anında sorgulanabilir. Ekstrem bir durum olmadıkça yani acil bir durumu bilemedikçe stajda kalma gibi bir sonuçla karşı karşıya kalmazsınız ama yine de dikkatli ve özenli çalışmakta fayda var. Sonuçta doktor olacaksınız ve bir insanın hayatı sizin elinizde. Bu ağır bir sorumluluk. O yüzden çok çalışmak gerekiyor. 

  1. sınıfta Pediatri stajının sözlü sınavında hocamız bana “Nedeni bilinmeyen ateşin nedenleri nelerdir?” diye bir soru sormuştu. Soruyu ilk duyduğumda afalladım. Nedeni zaten bilinmiyorsa hoca bana neden sordu bu soruyu diye kısa bir süre düşündüm. Sonra stajdan bütünleme sınavına kaldım ve bütünlemede daha iyi çalışarak stajı verdim. Sözlü sınavın atmosferi gerçekten çok stresli. Hocalarımızın hangi bilgiyi sorgulayacakları belli olmadığı için sancılı bir süreç geçiriyorsunuz içerde. 

İntern Doktorların Eğitimi Nasıl Gerçekleşiyor?

Son sınıf intern doktor olduğumuz ve 12 ay boyunca aktif bir şekilde hastanede geçirdiğimiz süreç Belirlenen bölümlerde hastalarla karşı karşıyayız ve asistan, uzman, öğretim görevlisi olan hocalarımızla tıp alanında her türlü pratiği gerçekleştirdiğimiz bir sene. Herhangi bir sınav olmuyoruz ama yoğunluk bakımından 24 saat hastanede nöbet tutma olayı olduğu için biraz yorucu geçiyor. 

Mezun Olduktan Sonra TUS Süreci

Her tıp fakültesi mezunu belli bir alanda uzmanlaşmak ister ve bunun için de öncelikle Tıpta Uzmanlık Sınavı’na (TUS) girmek zorundadır. TUS, dünya üzerinde yapılan en zor 2.sınav olarak bilinir. Bizler dördüncü sınıftan sonra fiilen TUS’a hazırlık süreci içerisine giriyoruz. İstediğimiz bölümlere yerleşebilmek için plan dahilinde tüm derslere çalışmaya gayret ediyoruz. TUS sonucuna göre yerleştirildiğimiz bölümlerde asistanlık süreci başlıyor ve mezun olunca uzman doktor ünvanı elde ediyoruz. Asistanlık süresi bölüme göre değişkenlik gösteriyor. Örneğin; temel bilimler için ortalama 3 sene, dahili bilimler için 4, cerrahi bilimler için de yaklaşık 5 sene asistanlık eğitimlerini tamamlamak gerekiyor. 

Tıp Fakültesinden Mezun Olunca Direkt Atama Oluyor mu?

Türkiye’de doktor ihtiyacı çok fazla olduğu için her tıp fakültesi mezunu kısa süre içerisinde görevine başlayabilmektedir. İş bulma konusunda doktorluk mesleğinde bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Hekimlik Mesleğinin Türkiye’deki Geleceği

Doktorluk ve hekimlik birbirinden ayrı kavramlar. Hekimlik bir sanat, doktorluk ise sadece hasta muayene etmek ve tanı tedavi süreçlerini kontrol etmek. Ancak hekim kelimesi doktor kadar basite alınacak bir şey değil. Hekim demek hastasının her şeyiyle ilgilenen ve hastalık sürecinde yanında olan kişidir. Bu sanatı icra etmek maddi olarak paha biçilemez bir şey. Maddi beklenti içerisinde tıp tercihinde bulunmak hem sizi hem de çevrenizdeki insanları üzecektir. 

Yeryüzünde insanların yaşadığı sürece tıp fakültelerine her zaman ihtiyaç olacak ve başarılı hekimlerin yetişmesi için gayret gösterilecektir. Her ne kadar son yıllarda hekime şiddet olayları artış gösterse de asıl amacı insanlara hizmet etmek olan bir insanı bu gibi olumsuz durumların durduramayacağına inanıyorum. 


CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin
İsim